06 Ağustos 2008 , 21:49

Merhabalar,

Gene teknik olmayan bir yazı ile beraberiz. Bu yazıda birlik, sonsuzluk ve hiçlik kavramlarından bahsedeceğim. Hayır, 0 ve 1 üzerine kurulu bir yazı değil bu, kafayı bozmadım hayır. Neyse…

Varlık ve yokluk üzerine tartışmalar sizi rahatsız ediyorsa lütfen bu yazının devamını okumayın… büyük ihtimalle anlamaya bile çalışmadan rahatsız olacaksınız.

Bilindiği gibi sonsuz herşeyi kapsar, yani sonsuzdur, bu yüzden de sonsuz tekildir, yani bir tane vardır, birdir. Sonsuz doğal olarak olmayan şeyleri yani hiçliği, yani 0′ı da kapsar. Mutlak 0 bu nedenle sonsuzun içindedir. Bu yüzden sonsuz hiçliktir. İlk bakışta sonsuza hem birlik hem de hiçlik demek bir çelişki gibi gözükebilir. Ama bu konu üstünde biraz düşünüldüğünde hiç de öyle olmadığı fark edilecektir.

Şimdi bu kavramları biraz açalım. “Hiçlik” veya “Yok”, “Varlık” veya “Var”‘ın tersi olarak görülmektedir. Bir şeyin “var” olması için onun bir şeyin “içinde” olması gerekmektedir, eğer bir şeyi tanımlarken bir referans noktası kullanamıyorsak o şey yoktur. Mesela bir kalemin “var” olduğunu söylemek istiyorsak kalemin kalem kutusunun içinde, çekmecenin içinde, çantanın içinde, odanın içinde, evin içinde vs… söyleriz.

Kendi varlığımızı açıklamak için beş duyumuz ve belkide daha fazlasıyla algıladığımız bu Ev, Ülke, Kıta, Dünya, Yıldız Sistemi,vs… içinde bulunduğumuzu belirtiriz. Farkında olmasak bile kendimizi her zaman bir şeyin içinde, bir mekanda görürüz. Birini düşlediğimiz zaman da aynı şekilde onu bir yerde görürüz. Bu şekilde kendimizin ve onların “varlık” larının farkındalığına erişiriz, tanımlarız. Hatta biz insanlar bu kendini evrende konumlardırma olayını varlığımızın mükemmeliyetini iyice arttırabilmek için büyük bir şekilde abartmaktayız. Tarihten bu yana hep herşeyi çok iyi bildiğimizi söyleriz, öyle eminizdir ki, dünya düzdür, güneş sisteminin merkezi dünyadır ve benzeri. Farkında olmasak bile kendimizi çok büyük bir tutkuyla bir konumda görmek isteriz, konumsuzluğu kaldıramayız. Hatta “insanlık” olarak belirli bir süre önce “olmadığımızı” söylemeyi bile kaldıramayız. Evrim teorisini kabul etmeyen ve çoğu yönden saçma bulan biriyim ama bir evrimin olduğunu ve bir zamanlar insan diye birşeyin olmadığına yaklaşık olarak “hiç” tereddütle eminim. Dünya oluşmadan önce de vardık biz, biz hep vardık. Dünya oluşunca buraya geldik yerleştik… hmm evet… aferim…

“Hiçlik” ise bunun tam tersidir. Eğer bir kalem, kalem kutusunun içinde değilse o kaleme kalem kutusundaki durumu için “yok” deriz. Hatta bu durum olmayan bir şeyi bir yere koymayı düşündüğümüzde daha da barizleşir, belki bir an düşüncemiz hiçliğe yaklaşır ve bir karanlık hissederiz. İnsanlar için de bu geçerlidir, şu an Ankara’daysam İstanbul’da “yok” umdur. Zaten fark ettiniz, “hiçlik” kısmı gayet kısa sürdü… biri ışıkları mı söndürdü?

Şimdi bu karşılaştırmalara ve örneklere bakarak, tamam ben Ankara’dayım orada varım ama İstanbul’da yokum, nasıl hiç oldum? Hiç olmadın tabii ki çünkü seni hala konumlandırabiliyoruz. Üretilmemiş bir kaleme hiçlik atfetmek de sanırım yanlış değildir.

Sonsuzluk ise “sonsuz” olduğundan aslında potansiyel tüm “konumları” kapsar. Bu yüzden de tüm varlıkları kapsar. Tüm konumları kapsadığından doğal olarak tüm yoklukları da kapsar. Sonsuz, doğası gereği varlığı ve yokluğu tamamen kapsadığından sonsuz, birdir. Bu tanımla sadece bir tane sonsuz olabilir.

Bir sayıyı sıfıra bölün, bir sayıyı sonsuza bölün, bir sayıyla sosuzu çarpın ve bir sayıyla sıfırı çarpın. Sonsuzla sıfırı toplayın. Sonsuzdan sıfırı çıkartın. Matematikçiler büyük insanlar, genelde anlaşılamayan şeyleri çok güzel ortaya koyuyorlar. Matematikçiler daha bu olayların içinden çıkamadılar, çıkamamakta haklılar, ama çıkmak için çabalamakta da haklılar. Çıktıklarında da çok haklı olacaklarından eminim. İnsanların çoğu ise bu olaylar hakkında nedense kesin görüşlere sahip. Çok ilginç.

Tanrı “bir” dir. Neden birdir? Çünkü başka Tanrı yoktur, Tanrı tekil olmalıdır ki gerçek anlamda bir Tanrı olsun. Tamam, birden çok Tanrı olduğunu veya olabileceğini söyleyebilirsiniz ama ben inanışım gereği Tanrı’nın sonsuz kudrette olduğuna ve herşeye hayat verdiğini düşünüyorum, yani varlığa ve yokluğa. Tanrı “bir” ise, yani mutlak bir ise, Tanrı “sonsuz” dur dememizde bir sakınca yoktur. Neden sonsuzdur? Çünkü başka Tanrı yoktur, Tanrı herşeyi kapsamalıdır, her yerde olmalıdır.
Tanrı “var” dır. Evet “var” dır. Birçok inananın dediği gibi Tanrı “var” dır. “Var” olmalıdır. Ama Tanrı bir şeyin içinde değildir, içindeyse o zaman Tanrı olamayacaktır çünkü sınırlandırılmıştır. Peki o zaman nasıl “var” olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıdan bakınca Tanrı “var” dır demek, eksiktir. Peki o zaman Tanrı “yok” mu? Tanrı “yoktur”, evet çünkü “var” değildir. Birçok inanmayan insanın (herkesin kendi nedenleri olabilir, saygı duyuyorum) dediği gibi Tanrı “yoktur”. Ama Tanrı’nın olmaması için, yani “yok” diyebilmemiz için Tanrı denen “sonsuzluğu” kapsayacak bir “kutu” bulunmalıdır ve Tanrı bu kutunun dışına atılabilmelidir. Sonsuz herşeyi zaten kapladığından, yani Tanrı herşeyi kapsadığından, Tanrı nasıl “yok” olabilir? Tüm “yok”luklar sonsuzluğun içinde tanımlanabilmektedir, sonsuzluk varlık dolu olduğu gibi aslında yokluk doludur. O zaman Tanrı “yok” tur demek de en az Tanrı’nın varlığı düşüncesini öne sürmek kadar eksiktir. Bu açıdan bakıldığında Tanrı, varlık ve yokluğu tamamen kuşatan bir sonsuzluk, yani “bir”dir.

Evet bu yazı aslında bir bakıma 0 ve 1 ile ilgiliydi… itiraf ediyorum :)

Yorumlarınız bazı xhtml kodlarını içerebilir. İsim ve e-posta adresini(yayınlanmayacak) girmek zorunludur, web sitenizi yazmak size kalmış.