İHRACATIMIZ AÇISINDAN TİCARET POLİTİKASI ARAÇLARININ İRDELENMESİ VE BU ARAÇLARDAN KORUNMA YÖNTEMLERİNE İLİŞKİN ÖNERİLER

Hüseyin ÖZTÜRK

Daire Başkanı

İthalat Genel Müdürlüğü

Ticaret politikası araçlarının, ülkelerin dış ticaretleri açısından bir değerlendirmeye tabi tutulduklarında iki tarafı keskin kılıç görüntüsünde oldukları müşahade edilmektedir.

Zira, bu önlemler bir taraftan yerli üretim dallarının ithalattan kaynaklanan haksız rekabete karşı korunmasına ve ithalat artışlarının sınırlanmasına imkan verirken, diğer taraftan, diğer ülkeler tarafından bu önlemlerin yürürlüğe konulması halinde ise önleme konu olan ülkelerin ihracat yapabilme potansiyellerinin olumsuz yönde etkilenmesine neden olmaktadır.

Bu bağlamda, gerek teori gerekse uygulama açısından ticaret politikası araçlarının, dampinge ve sübvansiyona karşı önlemler ile korunma ve gözetim önlemleri oldukları hususu genel kabul gören bir görüş niteliği taşımaktadır. Bu şekilde yapılan tespit ile de bu çalışmanın genel çerçevesi çizilmiş bulunmaktadır.

Bununla birlikte, çalışmamızla hedeflenen esas amacın, ticaret politikası araçlarının bugüne kadar yeterli bir şekilde ele alınamayan bu yönünü bir kez daha gündeme getirmek ve bir ölçüde bundan sonra bu doğrultuda yapılacak çalışmaların genel çerçevesinin çizilmesine de katkıda bulunmak olduğunu belirtmekte yarar görmekteyim.

Bu düşünceler ışığında, bu bölümde bahse konu önlemlerin kısa bir şekilde tanımlanmasının, çalışmanın amacının gerçekleşmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

1.1 Dampinge Karşı Önlemler

Bir malın normal değerinin altında, diğer bir anlatımla ihracatçı ülkede tüketime konu olan aynı veya benzer bir ürünün karşılaştırılabilir fiyatından daha düşük bir fiyatla ihraç edilmesi sonucunda ithalatçı ülkede faaliyet gösteren üretim dalı üzerinde zarara neden olması halinde, bu zararın önlenmesine yönelik olarak uygulamaya konulan önlemleri ifade etmektedir.

Bu önlemler, dampinge karşı geçici vergiler, dampinge karşı vergiler ve bir ölçüde fiyat taahhütlerini kapsamaktadır

1.2. Sübvansiyon ( Devlet yardımı) ve Sübvansiyona Karşı Önlemler

Genel bir ifade ile anılan önlemler, sübvansiyonlu ithalatın yerli üretim dalına verdiği zararın önlenmesine matuf olarak uygulamaya konulan telafi edici geçici vergi, telafi edici vergi ve taahhütleri içermektedir.

Bu cümleden olmak üzere, sübvansiyon (devlet yardımı) ihracata konu ürüne menşe veya ihracatçı ülke tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sağlanan mali katkı veya GATT 94’ün XVI’ncı maddesi çerçevesinde sağlanan herhangi bir gelir veya fiyat desteği şeklinde tanımlanabilmektedir.

1.3. Korunma ve Gözetim Önlemleri

İthalat artışlarının yerli üretim dalı için ciddi zarar oluşturması halinde, bu zararın önlenmesi için uygulamaya konulan miktar kısıtlaması (kota), tarifelerde artış veya ilave gümrük vergisi veya ithalatın lisansa bağlanması şeklindeki önlemler korunma ve gözetim önlemlerinin kapsamı içerisinde kalmaktadırlar.

Ülkemizin de dahil olduğu Kıta Avrupası uygulamasında tercih, kota uygulaması ve gözetim belgesi düzenlenmesidir.

2. Önlemlerin Yasal Dayanakları

Dünya Ticaret Örgütü üyesi ülkeler açısından bir değerlendirme yapıldığında, mezkur önlemlerin DTÖ Kuruluş Anlaşması ekinde yer alan bir anlaşmaya ve bu anlaşmaya uyumlu bir şekilde hazırlanan iç mevzuata dayandığı gözlemlenmektedir.

Söz konusu önlemlerin kaynaklandığı anlaşmalar konuya açıklama getirmesi bakımından bu kısmın alt başlıklarında belirtilmektedir. Bu bağlamda, zikredilen DTÖ Kuruluş Anlaşması ve ekinde yer alan diğer Anlaşmalar 25.2.1995 tarih ve 22213 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış bulunduğunu belirtmekte de yarar mülahaza edilmektedir.

2.1. Dampinge Karşı Önlemler

Bu önlemlerin dayanak bulduğu uluslararası anlaşma GATT 1994’ün VI ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma (Anti-Damping Anlaşması) olarak isimlendirilmektedir.

Anılan Anlaşmanın amir hükümleri ile bir damping başvurusunun içermesi gereken bilgiler, soruşturma süresi, damping marjının belirlenmesi, dampingli ithalatın varlığı, yerli üretim dalı üzerinde oluşan zararın tesbiti ve bu zarar ile dampingli ithalat arasında illiyet bağının kurulması, taahhüt teklifi ve kabulü, geçici veya kesin önlem alınması, dampinge karşı vergilerin süresi, önlemlerin gözden geçirilmesi ve uygulamadan kaldırılması gibi teknik konularda kesin düzenlemeler yapılmıştır.

2.2. Sübvansiyona Karşı Tedbirler

Bu tedbirlere ilişkin uluslararası kurallar ise Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Tedbirler Anlaşması (Sübvansiyonlar Anlaşması) ile belirlenmiş bulunmaktadır.

Esasen, anılan anlaşma ile sübvansiyonlar; yasak, önleme konu olabilen ve önlem alınamayan sübvansiyonlar şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulmuşlardır. Diğer bir anlatımla, söz konusu sübvansiyonlar trafik ışığı yaklaşımı ile kırmızı, sarı ve yeşil olarak da izah edilmeye çalışılmaktadır.

Bu cümleden olmak üzere, bahse konu olan anlaşmanın amir hükümleri ile bir sübvansiyon başvurusunun içermesi gereken bilgiler, soruşturma süresi, sübvansiyon miktarının belirlenmesi, sübvansiyonlu ithalatın varlığı, yerli üretim dalı üzerinde oluşan zararın tesbiti ve bu zarar ile sübvansiyonlu ithalat arasında illiyet bağının kurulması, taahhüt teklifi ve kabulü, geçici veya kesin önlem alınması , telafi edici vergilerin süresi, önlemlerin gözden geçirilmesi ve uygulamadan kaldırılmaları gibi teknik konularda kesin düzenlemeler yapılmıştır.

2.3 Korunma ve Gözetim Önlemleri

Bu önlemlerle ilgili uluslararası kurallar, başta Korunma Önlemleri Anlaşması olmak üzere, Tekstil Anlaşması ve İthal Lisansları Anlaşması ile belirlenmiş bulunmaktadır. Konuya ilişkin ulusal düzenlemeler de bu kuralların yansıması seklinde mütalaa edilmektedir. Korunma önlemlerinin yürürlüğe konulması, diğer önlemlerde olduğu gibi bir soruşturma sonucunda yapılacak belirlemelere göre gerçekleşebilmektedir.

Bu arada gönüllü ihracat kısıtlamaları, pazar düzenlemeleri yapılmasına bu anlaşmalar ile izin verilmemekte ve mevcut uygulamaların da belli bir süre içerisinde sona erdirilmesine ilişkin hükümler de getirilmektedir.

Korunma Önlemleri Anlaşması hükümleri çerçevesinde getirilecek önlemin normal şartlarda ithalatın bütün kaynaklarına en çok kayrılan ülke kuralına (Most Favoured Nation ) riayet ederek uygulanması koşulu diğer anlaşmalara göre farklılığı ve geniş kapsamlı uygulama için getirilen sınırı ortaya koymaktadır. Ancak, az gelişmiş ülkelerin ithalattan aldıkları payın oranına göre bu önlemlerden muaf tutulmaları da mümkün bulunmaktadır.

3. Ticaret Politikası Araçlarının İhracatımız Üzerindeki Etkileri

Bilindiği üzere, dampinge karşı vergiler ile telafi edici vergiler ihraç fiyatlarının artmasına sebep olmakta, söz konusu ürünün fiyat açısından ihraç edilebilirliliğini ortadan kaldırabilmektedir.

Miktar kısıtlamaları, diğer bir ifade ile kotalar aracılığı ile ürün girişine değer veya miktar olarak sınırlama getirmektedir. Korunma önlemleri kapsamında gerçekleştirilen tarife artışlarının etkisinin dampinge karşı vergiler ile sübvansiyona karşı vergilerin etkileri gibi olduğu hususu aşikardır. Bu kapsamda, ithal lisansları olarak düzenlenen gözetim önlemleri ise genellikle korunma önlemlerinin ilk habercileri olma özelliklerinden dolayı ticaret üzerinde caydırıcılık etkisi yaratmaktadırlar.

Bu itibarla, gerek fiyat artışlarına ve miktar kısıtlamalarına neden olma gerekse caydırıcılık etkisine sahip olma vasıfları ile ticaret politikası araçlarının ihracatımız açısından oluşturduğu fiili ve potansiyel tehlikenin varlığı izahtan varestedir.

Bugüne kadar, ülkemiz ihraç ürünlerinin A.B.D., AB, Singapur, Endonezya, İsrail ve Güney Afrika pazarlarında yürütülen soruşturmalara konu oldukları hususu dikkate alındığında konunun taşıdığı önem ortaya çıkmakta ve yukarıda ifade edilmeye çalışılan yargının doğruluğu bir kez daha vurgulanmaktadır.

4. Önlemlerden Korunma ve Kaçınma Yöntemleri

Bu konuda tek bir hamle ile sonuç alınmasına imkan veren sihirli bir araç olmamakla birlikte, doğası gereği teknik ve karmaşık, oldukça zahmetli ve belli maliyetin karşılanmasına dayanan hakların zamanında ve gerektiği şekilde kullanımı ile muhtemel önlemden kurtulunması veya daha yüksek veya daha kısıtlayıcı olmasının engellenmesi ve uygulamadaki önleme son verilmesini sağlamak mümkün görülmektedir. Bu çerçevede, bu sonuçların temini bakımından Serbest Ticaret Anlaşmaları ile Gümrük Birliği Kararı'nda da hükümler olduğu belirlenmektedir.

Yukarıda ifade edilen ihtimallerin gerçekleşebilmesi için yapılması gereken işlem ve girişimlerin; uygulama öncesi, soruşturma safhası ve önlemin yürürlüğe konulması sonrası dönem, şeklinde yapılacak sınıflandırma ile ele alınmasında fayda görülmektedir.

4.1 Soruşturma ve Önlem Öncesi Dönem

Bu dönemi, ticaret politikası araçlarına konu olmamak için firmaların yapması gereken işlemler ile başvuru öncesinde problemin çözümü için uluslararası kuralların düzenlediği danışma ve müzakere yöntemleri temelinde şekillendirmekte yarar görülmektedir. Bu itibarla, bu bölüm teknik kurallar açısından yapılması gerekenler ile uluslararası hükümler açısından hak arayışı ayrımına göre incelenmektedir.

4.1.1 Teknik Kurallar Açısından

Uzun dönemden beri ABD, AB, Kanada, Avusturalya v.b. ülkelerin pazarlarının gerek üreticiler ile bunların meslek kuruluşları gerekse iyi bir şekilde teşkilatlanmış devlet kuruluşları tarafından gözetim altında tutulduğu tesbitinden haraketle, bu önlemlerden kaçınma çabasının hem iyi örgütlenmiş özel kesim hem de kamu kesimi tarafından sarf edilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Bu noktada, yukarıda belirtilen ülkelere ilave olarak 1995 yılından itibaren Meksika, Arjantin, Yeni Zelanda, Venezuella, Hindistan gibi ülkelerin de yoğun bir şekilde damping soruşturmaları başlatmaları hususu konunun ciddiyetinin diğer bir göstergesi olmaktadır.

Bu dönemde önlemlerden kaçınmanın ve korunmanın kısa bir anlatımla;

- Özel sektörün talep ettiği, uygulamaya konulacak veya uygulanan sübvansiyonların öncelikli olarak Sübvansiyonlar Anlaşması'na uygun olması ya da uygun hale getirilmesi ve bu bağlamda AB'nin sübvansiyon uygulamalarına da paralel hale dönüştürülmesi,

- Sübvansiyonlar Anlaşması'nın 13 üncü maddesinde öngörülen soruşturma öncesi çözüm aranmasına ilişkin hakkın iyi bir şekilde kullanılması,

- Dampinge karşı önlemler açısından ihraç fiyatları ile normal değerin sürekli kıyaslanmasına imkan verecek şekilde ihraç edilen tipler bazında kayıtların tutulması,

- Devlet kuruluşlarınca DTÖ’nün Damping Uygulamaları, Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler ile Korunma Önlemleri Komiteleri’nde ve Anlaşmazlıkların Halli Organı’nda sistemli bir şekilde aktif katılım ile özellikle yeni uygulamacı ülkeler bakımından caydırıcılık ve yıldırma etkisinin yaratılması,

- Yurt dışı temsilciliklerin görev tanımlarına bulundukları ülke piyasasının ihracatımızın neden olabileceği zarar etkisi açısından gözlemlenmesi ve ön uyarı şeklinde ilgili firma veya meslek kuruluşlarına tesbitlerin intikal ettirilmesi,

gibi koşulların yerine getirilmesine bağlı olduğu düşünülmektedir.

4.1.2 Uluslararası Anlaşmalar Açısından Hak Arayışı

Serbest Ticaret Anlaşmalarının "Korunma Tedbirlerinin Uygulama Usulü" hakkındaki maddesinde, "taraflar, bu madde ile belirlenen korunma tedbirlerine ilişkin işlemlerini başlatmadan önce aralarındaki görüş farklılığını gidermek amacıyla, doğrudan danışmalarda bulunacaklar ve konu hakkında diğer tarafa bilgi vereceklerdir." amir hükmü bulunmaktadır.

Ayrıca, Katma Protokol'ün 47 nci maddesinde de kasdedilen amacın Serbest Ticaret Anlaşmalarında ifadesini bulan amaç ile aynı olduğu, ancak kaleme alınış tarzı ve alındığı dönemdeki yaklaşım nedeni ile uygulama açısından yetersiz kaldığı bilinen hususlar arasında bulunmaktadır.

Bu cümleden olmak üzere, AB'nin 1/95 sayılı Karar'ın 42 nci maddesine ilişkin olarak yaptığı bildirimde yer alan "Topluluk, 42 nci maddenin 2 nci paragrafı ile ilgili olarak, Konsey'in tutumu saklı kalmak kaydıyla, Komisyon'un anti-damping ve korunma tedbirleri ile ilgili sorumluluklarının icrası sırasında, soruşturmanın açılmasından önce Türkiye'ye bilgi vereceğini belirtmektedir.Bu çerçevede, bu Karar'ın yürürlüğe girmesinden önce Katma Protokol'ün 47 nci maddesinin tatbikatına ilişkin uygun usuller ortaklaşa kararlaştırılır..." şeklindeki ifadenin gereğinin de bugüne kadar yapılamadığı anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, soruşturma başlatılmadan önce belirtilen düzenlemelerden kaynaklanan hakların kullanımı da büyük önem arz etmektedir.Diğer taraftan, Gümrük Birliği kapsamında kalıcı çözüm bulunabilmesine ilişkin görüşlere aşağıda yer alan bölümde ayrıntılı bir şekilde yer verilmektedir.

4.2 Soruşturma Safhası

Bu aşamanın iyi bir şekilde oluşturulan strateji ile geçirilmesi genellikle muhtemel önlemin bertaraf edilmesi, azaltılması, daha da yüksek olmasının engellenmesi veya uygulamacıların psikolojik baskı altında tutulmaları gibi olasılıkların gerçekleşmesini sağlamaktadır.

Bu sonuçlara ulaşabilmek için önlemlere temel teşkil eden anlaşmaların ülkelere ve firmalara tanıdığı teknik nitelikli hakların kullanımı ilk adımı oluşturmaktadır. Bu meyanda, ikinci adımın bu anlaşmaların, Gümrük Birliği’ne İlişkin Karar ve bölgesel serbest ticaret anlaşmaları’nın hükümleri arasında yer alan çözüm mekanizmalarının işletilmesi olmaktadır.

4.2.1 Teknik Kurallar Açısından

Teknik açıdan ilgili ülke soruşturmacılarının yaptıkları işlemlerin anlaşmaların hükümlerine uygun olup olmadığının kontrölü ve mezkur anlaşmaların hükümetlere ve ihracatçı firmalara tanıdığı hakların gerekli görülmesi durumunda bir disiplin halinde kullanımı büyük önem taşımaktadır.

Bu çerçevede, saptanan hakların kullanılması ve ifade edilen kontrölün etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için;

- Başvurunun gizli olmayan örneğinin temini ve ilgili ülke soruşturmacıları ile işbirliğine gidilip gidilmemesi yönündeki hayati önemi olan kararın verilmesi,

- Bilgi derlenmesi için verilen sürelerin uzatılması amacıyla girişimde bulunulması,

- Benzer mal, oluşturulan normal değer, maliyet altı satışlar için yapılan işlemler, damping marjı, sübvansiyonun kapsamı, subvansiyon miktarı,

fiyat karşılaştırmasının yöntemi, zararın belirlenmesinin teknik düzeyde kontrolünün sağlanması,

- Taahhüt verilecekse düzeyinin ve zamanlamasının planlanması,

- Önlemlere temel teşkil edecek bilgi ve bulguların açıklanmasını takiben verilen sürenin iyi değerlendirilerek karşı görüşlerin ileri sürülmesi,

şeklindeki işlemlerin yerine getirilmesi zaruri görülmektedir.

4.2.2 Uluslararası Anlaşmalar Açısından Hak Arayışı

Bu safhada, uluslararası platformda hak arayışının, DTÖ Anlaşmaları, Gümrük Birliği Kararı ve Serbest Ticaret Anlaşmalarının içerdiği düzenlemeler çerçevesinde yapılabileceği belirlenmektedir.

Esasen, bu konuda yapılması gerekenleri keskin bir çizgi ile sadece soruşturma safhasına veya önlemin yürürlüğe konulması sonrasına inhisar ettirmek mümkün görülmemektedir.Bu itibarla, doğası gereği temel ayrımların yapıldığı bölümlerde illiyet bağı ölçüsünde değinilmesi uygun görülmektedir.

Bu kapsamda yapılacak girişimlerde başarı sağlanması, anlaşmaların tekniğine vakıf ve müzakereci ruhu ile hareket eden özel bir kadro ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.Esasen, bu ihtiyaç küreselleşmenin ülkemizi karşı karşıya bıraktığı istisnai bir durum olarak da algılanmaktadır.Bu düşünceyi DTÖ platformunu sürekli müzakere alanı şeklinde tanımlayan tesbit de doğrulamaktadır.Bu itibarla, bu ihtiyacın kısa dönemde karşılanması ile ortaya çıkan avantajlardan yararlanılabilmesi arasında doğru orantılı bir şekilde ilinti olduğu mülahaza edilmektedir.

4.2.2.1 Dünya Ticaret Örgütü Platformu

Soruşturmanın başlangıç ve ileri aşamalarında teknik ve hukuki açıdan anlaşmanın hükümlerinin ihlal edildiğinin belirlenmesi veya bu yönde bir kanaatin hasıl olması halinde, konunun devlet tarafından DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Organına taşınması şeklinde bir hak mevcut bulunmaktadır.

Ayrıca, yukarıda belirtilen tesbitin yapılması durumunda gerek firmalar gerekse resmi makamlar tarafından, soruşturmayı yürüten makamlar nezdinde itirazların yapılması ve soruşturmacıları Anlaşmaların hükümlerine riayet ederek soruşturma yürütmeye sevk etmek veya psikolojik baskı altında tutmak şeklinde girişimler de mümkün görülmektedir.

Bu cümleden olmak üzere, DTÖ Komitelerinde soruşturmaya konu olan diğer ülkelerle birlikte hareket etmek gibi bir üçüncü yol da bulunmaktadır.

4.2.2.2 Gümrük Birliği Hükümleri Açısından

Gümrük birliği alanı içerisinde uygulamaya konulan ve konulacak önlemlerden kurtulmanın kalıcı yöntemi rekabet politikası araçlarının ticaret politikası araçlarını ikame edecek gelişmenin sağlanması ile mümkün görülmektedir.

Bu gelişmeyi sağlayacak hukuki düzenlemenin, Türkiye ile AB arasında gümrük birliğinin tamamlanmasına yönelik gerçekleştirilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 41ve 42 nci maddeleri ile yapıldığı belirlenmektedir.

Bu konuda, Avusturalya ile Yeni Zellanda arasında gerçekleştirilen Anlaşma, AET’yi kuran Anlaşma ve Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması bu yöndeki gelişmeler açısından emsal teşkil edebilecek düzenlemeler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Son dönemde içtihat hukuku olarak gelişeceği bilinen Rekabet Hukuku’nun uygulamaya konulması yönündeki olumlu gelişmelere paralel olarak AB ile gerçekleştirilen resmi ve gayri resmi temaslarda bu hususun dile getirilmesinin arzu edilen neticeye ulaşılmasına katkı sağlıyacağı düşünülmektedir.

Bununla birlikte, söz konusu Kararın 42 nci maddesinde, Katma Protokolün 47 nci maddesi çerçevesinde yapılacak işlemler ile dampinge karşı önlemlerin yürürlüğe konulacağı hükmü de yer almaktadır.

Bu bağlamda, 47 nci madde ile yapılan düzenlemelere veya burada öngörülen bilgilendirme ve danışma prosedürünün iyileştirilmesine gereğinden fazla güvenerek dampinge karşı önlemlerin bertaraf edilebilmesi için gösterilecek çabalara, uygulama ve zaman içerisinde kazanılan tecrübeye dayanarak tereddütlü bakılmaktadır.

Hal böyle olmakla birlikte, önlemlerin hafifletilmesi veya kaldırılmasını sağlayacağı düşünülen bütün işlemlerin yerine getirilmesine çalışılması takdirle karşılanmaktadır.

Sonuç olarak, 41 ve 42 nci maddenin hükümlerinden de hareketle, yukarıda ifade edilen görüşler doğrultusundaki girişimlerin her platformda yoğunlaştırılmasının ve bu bağlamda ülkemiz firmalarının rekabete aykırı davranışlarına karşı AB'de yerleşik firmaların başvurularının öncelikli olarak ele alınacağı şeklinde taahhüt verilmesinin, ülkemiz ürünlerine karşı uygulanan önlemlere kesin çözümün kısa süre içerisinde bulunabilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

4.2.2.3 Serbest Ticaret Anlaşması Hükümleri Açısından

Gümrük Birliği düzenlemesine paralel olarak serbest ticaret anlaşmalarının yaygınlaştığı ve yaygınlaşacağı tespit edilmektedir.

Bu anlaşmalarda, soruşturma safhası ayırımına göre ticaret politikası araçları açısından yapılacaklar için düzenlemelere gidildiği anlaşılmakta olup, bu düzenlemelerin getirdiği hakların kullanımı için de girişimlerde bulunulması ihtimal dahilindedir.

Konu hakkında açıklayıcı olması bakımından Serbest ticaret anlaşmalarında "korunma tedbirleri almayı planlayan taraf, mümkün olan en kısa zamanda Ortak Komite'ye bilgi verecektir. İlgili taraf, durumun etraflı bir şekilde incelenmesi için gerekli bütün bilgileri Ortak Komite'ye sağlayacaktır. Soruna her iki taraf için de kabul edilebilir bir çözüm bulunabilmesi için taraflar arasında en kısa zamanda danışmalarda bulunulacaktır." şeklinde hüküm olduğunun hatırlatılmasında da yarar görülmektedir.

4.3 Önlemin Uygulamaya Konulmasından Sonraki Dönem

Gerek önlemlerin dayanak bulduğu teknik kurallar gerekse konuya ilişkin anlaşmaların hükümlerinin düzenlediği müzakerelere dayalı çözüm yolları bakımından önleme konu olan firmaların ve ülkenin kullanması gereken hakları bulunmaktadır.Bu itibarla konu bu yönü ile alt başlıklar halinde ele alınmaktadır.

4.3.1 Teknik Kurallar

Anılan önlemlerin belirli şartların gerçekleşmesi veya değişmesi veya belli bir sürenin geçmesi halinde gözden geçirilmeleri; vergi şeklinde ifade edilen önlemlerin uygulama süresi içerisinde mevzuatlarda belirtilen koşullar ile iade edilmeleri mümkün bulunmaktadır.

Bu itibarla, sübvansiyon uygulamasına son verilmesi, dampingli veya sübvansiyonlu satışların olmaması, firmanın orjinal soruşturma döneminde bulunmaması veya ihracat gerçekleştirmemesi gibi nedenler başta olmak üzere önlemin konulması için gerekli koşulların değişmesi halinde, söz konusu önlemlerin gözden geçirilmeleri imkan dahilinde bulunmaktadır.Bu bağlamda, gözden geçirme prosedürü sonucunda önlemlerin yürürlükten kaldırılmaları, devamı, azaltılması veya arttırılması ihtimalleri ile karşılaşılması mümkün görülmektedir.

Sonuç olarak teknik kurallar açısından tahsil edilen vergilerin geri ödenmesi ve önlemlerin gözden geçirilmeleri ön plana çıkmaktadır.

4.3.2 Görüşme ve Müzakere Mekanizması Yolu

Bu konuda yürürlüğe konulan önlemin konuya ilişkin anlaşmaların hükümlerine aykırılık teşkil ettiği tespitinin yapılmasına paralel olarak konunun Anlaşmazlıkların Halli Organına taşınması ve bu mekanizmanın öngördüğü çözümün sağlanabilmesi için ön müzakere, panel ve temyiz aşamaları dahil bütün olası imkanın kullanılması gerekmektedir.

Buna ilave olarak, incelemeye alınan serbest ticaret anlaşmalarında “taraflar, koşulların bu tedbirlerin devam ettirilmesini haklı çıkarmayacak şekilde değişmesi halinde, korunma tedbirlerini hafifletmeleri ya da kaldırmalarına yönelik olarak Ortak Komite’de düzenli danışmalarda bulunacaklardır” şeklinde hüküm bulunduğu tesbit edilmiştir.

Bu aşamada STA’nın bu hükmünün sonuç alınmasına sağlıyacağı katkıya tereddütlü bir şekilde yaklaşılmakla birlikte, bu şekilde formüle edilen bu hakkın bilinmesinde de fayda görülmektedir.Esasen, konuya ilişkin kesin yargıyı zaman gösterecek olmakla birlikte, bu çözüm yolunun başarısının yapılacak girişimlerin etkinliğine de bağlı kalacağı düşünülmektedir.

5. İdari Açıdan Yapılması Gereken Düzenlemeler

Ticaret politikası araçları kapsamında diğer ülkelerce alınacak ve alınan önlemlerle ilgili olarak tatminkar bir sonuca ulaşabilmek için herşeyden önce bilgi ve yetki dağınıklığına son verecek şekilde bütün faaliyetlerin tek elden yürütülmesinin sağlanması gerekmektedir. Çünkü, bugün itibarıyla mevcut durum ihtiyacın karşılanması bakımından net bir görünüm arz etmemektedir.

Bu itibarla, iş tanımına uygun personel istihdamı, yetiştirilmesi veya rotasyonu başta olmak üzere uluslararası ilişkiler, hukuk ve mühendislik dallarında eğitim alan personelden oluşan ve profesyonel bir anlayış ile hareket edebilecek bir birimin oluşturulması gereği bulunmaktadır.

Bu birimin elemanlarının ticaret politikası araçlarının uygulamasını uzun dönemden beri gerçekleştiren ve uluslararası deneyime sahip olan İthalat Genel Müdürlüğü’nün Damping ve Sübvansiyon Araştırma Dairesi ile Kota ve Gözetim Dairesi’nin deneyimlerinden de yararlanabilmesi için eğitim semineri ve staj gibi faaliyetlerin düzenlenmesine ihtiyaç duyulacaktır.

Bu şekilde bir teşkilatlanmanın hangi Genel Müdürlük nezdinde yapılacağı hususu karar alıcıların yetkisinde olan bir konu olmakla birlikte, bu yöndeki faaliyetlerin ticaret politikası araçlarının uygulanması ve kazanılan uluslararası deneyim açısından İthalat Genel Müdürlüğü’nün, ihracat politikalarının uygulanması bakımından ise İhracat Genel Müdürlüğü’nün görev ve yetki alanına girdiği müşahade edilmektedir.

Esasen, bu işin ve benzeri işlerin üstesinden gelinebilecek deneyim ve bilgi birikimine sahip kadroların Müsteşarlığımızın Genel Müdürlüklerinin bünyesinde bulunduğu göz önüne alındığında geçiş dönemi için bu elemanların bir araya yetkili bir şekilde getirilmesi ile zaman kazanılabileceği ihtimali de mevcut bulunmaktadır. Zira, bu çalışmanın konusu işlerin üstesinden gelinebilmesi için uygulama açısından teknik ve hukuki bilgiye ve birbiri ile bağlantılı ve karmaşık bir durum arzeden uluslararası kuralların da bilinmesine ihtiyaç duyulacağı düşünülmektedir.

Buna ilave olarak, mevcut personele müzakere teknikleri konusunda eğitim verilmesinin de bu kapsamda yararlı olacağı ve bu türden uygulamaların sistemli bir şekilde yaygınlaştırılması ve devamlılığının sağlanmasının gerektiği düşünülmektedir. Bu çerçevede, belirtilen ihtiyacın karşılanmasına matuf olarak yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans programları ve Kurumumuz Vakfı’nın imkanlarının kullanılabileceği ilk planda akla gelmektedir.

6. Sonuçlar ve Öneriler

Yazımız konusu çalışmanın amacının hasıl olması için;

- Gümrük birliğinin ticaret yaratıcı ve genişletici etkisinden firmalarımızın yararlanabilmesi için ülkemiz ürünlerine uygulanan önlemlerin bertaraf edilmesini sağlayacak politikanın ve stratejinin oluşturulması ve etkin bir şekilde uygulamaya konulması,

- Diğer ülkelerin Anlaşmazlıkların Halli Organı’na yaptıkları başvuruların etkin bir şekilde takibi ve ülkemiz çıkarları ile illiyet bağı kurulması halinde üçüncü taraf olarak katılım girişiminde bulunulması,

- İhracatımızı gerçekleştirdiğimiz ülkelerin ticaret politikası araçlarına göre tedbir alabilecekleri ihtimalinden haraketle, öncelikli olarak bu araçlar konusunda özel sektörü güncel bilgilerle donatabilecek ve yönlendirebilecek sistemin kurulması ve bu bağlamda özel bir ekip (task force) oluşturulması,

- Söz konusu ekibin açılan sübvansiyon ve korunma önlemlerine ilişkin soruşturmaların başlangıç safhasından sonuna kadar ilgili tarafın devlet olması ciheti ile tek yetkili kılınması ve ihtiyaç ölçüsünde damping soruşturmalarında da aynı doğrultuda görevlendirilmeleri,

- DTÖ’nün mezkur önlemlere ilişkin Komiteleri nezdindeki faaliyet ve katılımın daha da etkin hale getirilmesinin sağlayacağı caydırıcılık etkisinin ortaya konmaya çalışılması,

- Bu konuda ülkemizde danışmanlık büroları veya avukatlık hizmetleri vermek üzere kurulan mevcut hizmet sektörünün, döviz kazandırıcı veya başka bir ifade ile döviz tasarrufu sağlayıcı özellikleri göz önünde bulundurularak gelişmesine yönelik çaba sarf edilmesi,

- Yurt dışına lisans üstü eğitim için gönderilen personelin müzakere konusu başta olmak üzere, uluslararası ticaretin kuralları açısından yukarıda izah edilmeye çalışılan görevlerin yerine getirilmesine matuf olarak Cenevre'de yerleşik Uluslararası Ticaret Merkezi (International Trade Centre- ITC)'de ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'nde staj yapmaları konusunda telkinde bulunulması ve bu eylemin bir kurum politikası haline dönüştürülmesi,

- Ticaret politikası araçlarını derinlemesine ele alan ve korunma yöntemleri konusunda daha detaylı bilgi ihtiva eden çalışmaların gerçekleştirilmesi konusunda çalışanların telkin ve teşviklerle yönlendirilmeleri,

gerekmekte olup, bunların gerçekleştirilmesinin de ihracatımız açısından bir teşvik özelliği taşıyacağı hususu izahtan varestedir.

KAYNAKÇA

1- Hüseyin ÖZTÜRK - Yasemen YAZICIOĞLU, Gümrük Birliği

Çerçevesinde Dampinge Karşı Uygulamalar, Karşılaşılan Sorunlar ve

Çözüm Önerileri, Dış Ticaret Dergisi, Ocak-1997, Sayı 2.

2- Aytaç YENAL, Anti - Dumping Proceedings: Guidelines for

Importers and Exporters, Geneva, ITC,1997 (Technical paper).

3- Kadir BAL, Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmazlıkların Halli

Mekanizması, Dış Ticaret Dergisi, Ocak-1997, Sayı 2.

4- Business Guide to the Uruguay Round, International Trade Centre

UNCTAD/WTO Commonwealth Secretariat, 1995.

5- The Results of the Uruguay Round of Multilateral Trade

Negotiation, The Legal Texts, 1995, WTO.

6- 1/95 Sayılı Türkiye- AT Ortaklık Konseyi Kararı.

7- Katma Protokol (Türkiye-AT).

8- Serbest Ticaret Anlaşması (Türkiye - Macaristan).